Bu ikiliyi İlber Hoca’ya vermek lazım

0
169

Ece Erken ve Bircan Bali programlarında önce Madonna ve Eurovision’la ilgili bir gafa imza attılar. Sonra da “Sosyal deney yapıyorduk” deyip gülüp geçtiler. Konsey bu tuhaf olaya bir göz attı…

Cengiz Semercioğlu: Önce bilgisizlik, sonra arsızlık yaptıkları. Sosyal deneymiş yaptıkları, külahıma anlat sen onu.

Üzerinde konuşacakları konunun ne olduğunu bilmiyorlar, daha da korkuncu bir de ahkam kesiyorlar.

İlber Ortaylı’ya vermek lazım bu ikiliyi…

Onur Baştürk: Pişkinliğin resmiydi bu olay. Çünkü bizde özür dileme adeti yoktur.

Özür dilemeyi eziklikle eşdeğer buluyoruz. Oysa ne var ki, hata yaptık deyip geçeceksin. Bu şekilde zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışmak çocukça.

Ömür Gedik: Madonna, Türk televizyoncularının kabusu oldu resmen. Bu ikinci… Ama “Allah’ın hakkı üçtür” derler, bakalım üçüncü gaf hangi programda kimden gelecek?

Bircan ve Ece’nin, “Madonna’sın yani” vurgusunu tekrarlayarak “sosyal deney yapıyorduk” deyip olayı gülerek geçiştirmelerini esprili buldum.

Onur Baştürk –  Cengiz Semercioğlu – Ömür Gedik

Sempatik mafya babası!

Nusret’in Cannes Film Festivali çıkarmasını ve kırmızı halı kostümünü Konsey bakın nasıl değerlendirdi…

Cengiz Semercioğlu: Nusret artık dünyaca ünlü bir fenomen. Özel tasarım kolyesi de, ayakkabıları da, kıyafeti de iddialı olacak tabii… Ama hatırlıyorum Türkiye’de bilindiği, dünyada kimsenin tanımadığı bir dönemde, daha tuz serpme hareketini bulmamışken Londra’da Ferit Şahenk’in doğum gününe matador kıyafetiyle gelmişti. Adamın içinde var dikkat çekmek, farklı olmak…

Ömür Gedik: Nusret’in şöhretinin ve kendisinin Cannes’a, kırmızı halıya kadar gideceğini hiçbirimiz tahmin etmezdik tabii. Kendisini ve tam gaz çalışan PR ekibini tebrik etmek lazım. Kırmızı halı kostümünü, sarı zincirler ve kırmızı ayakkabıyı ise pek fena buldum.

Onur Baştürk: Valla akıllıca bir hareketti Nusret’in Cannes çıkarması. Nerede, ne zaman olacağını ve bunun medyada nasıl kullanılacağını iyi biliyor Nusret.

Sempatik mafya babası kostümü de iyiydi. Keşke ceket giyseydi ama!

Terli koltuk altına maruz bırakmasaydı sevenlerini…

Güzel laf ama trend olmaz

Şevval Sam magazin literatürüne yeni bir deyim armağan etti: “Kümülatif yorgunluk”. Sam’ın bu tanımını nasıl buldunuz? Zorlama mı? Yoksa trend olur mu?

Ömür Gedik: Günlük konuşma hazinemizde dönüp duran üç beş kelimeden sıkılıp dile yeni kavramlar katılmasına bayılıyorum. Bu nedenle “kümülatif yorgunluk” da hayli hoşuma gitti. Ancak trend olacağını da pek düşünmüyorum.

Cengiz Semercioğlu: Kümülatif yorgunluğun içinde, konserler, 6 gün dizi seti, sette Talat Bulut’la konuşmama, karşılıklı açılan davalar yüklü bir yer tutuyor olmalı. Kendini güzel tanımlamış Şevval… Neyse dizi bu akşam sezon finali yapıyor, Şevval kümülatif yorgunluğunu atar artık…

Onur Baştürk: Güzel laf ama trend olmaz. Yeni neslin aklında kalmaz böyle eski kelimeler. Onlara İngilizce ile karışık Türkçe kelimeler filan lazım… Yine de Şevval Sam’a binlerce alkış. Onca klişe açıklama yapan ünlü arasında sadece bir kelimeyle farklılık yaratmayı başardığı için…

Asıl önemli olan jüridir

 Athena solisti Gökhan Özoğuz, “O Ses Türkiye”den ayrılma nedeni hakkında şöyle dedi: “Yarışma kendini tekrar etmeye başlamıştı. Acun, kıtalararası birçok önemli işle uğraştığından programdan düştü. Acun düşünce ben de düştüm.” Gökhan’ın açıklamasına Konsey şu yorumları yaptı…

Onur Baştürk: Gökhan dobra konuşmuş. Özellikle “yarışma kendini tekrar ediyordu” lafları olay! Acun o lafa bozulabilir.

Bir de “Acun’un işi hep kıtalararasıydı, adam hep bir yerlere gidip geliyordu” lafı ilginç. Gökhan’ın bundan şikayet etmesi biraz manasız olmuş.

Ömür Gedik: Uzayan televizyon işleri bir süre sonra kendini tekrar etmeye başlıyor ve bu durum içinde bulunanların da heyecanını yitirmesine neden oluyor. “O Ses Türkiye”deki uzun süren jüri üyelikleri de böyle bir süreçten geçti işte. Uzayan her şeyde olduğu gibi heyecan bitti, ilgi dağıldı, motivasyon da düştü.

Cengiz Semercioğlu: O Ses Türkiye”nin alametifarikası jüridir. Jüri kendini tekrar etmeye başladığında Acun hemen değişiklik yapıyor zaten. İşte geçen sezon Beyazıt ve Seda Sayan’la bambaşka bir hatta geçti. Yarışma hiç kendini tekrar etmedi. Acun ‘programdan düştüğü için’ kendi yerine Beyazıt’ı ikame etmeye başladı zaten.

Haber olmayı başarıyor

Hülya Avşar, Instagram’ına bir poz koydu ve tüm mecralarda “55 yaş pozu” diye haber oldu. Avşar’ın güzel görünme ya da güzellikle anılma takıntısı devam mı ediyor sizce?

Onur Baştürk: Hülya Avşar’ın güzellikle ilgili takıntısı devam ediyor bence. “Her yaşta güzelim” demeye getiriyor.

Ama bu da gayet insanlık hali. Hangimiz her yaştaki fotoğrafımızda iyi ve güzel çıkmak istemeyiz ki? Lakin fotoğrafla ilgili sonradan medyada çıkan seksist, fazla erkek egemen satırlar Avşar’ı belli bir kalıba sokmaya çalışıyordu. Onu da söylemeden geçmeyeyim.

Ömür Gedik: Güzel görünmeyi ve güzelliğinden söz edilmesini hangi kadın istemez ki. 20 yaşındaki de ister 55 yaşındaki de.

Ama tabii 55 yaşındaki daha çok ister. Hâlâ “buradayım” demek için.

Hülya Avşar da 55 yaşında ve yaş ilerlese de güzel kalınabileceğine inanan pek çok kadın için de şahane bir örnek.

Cengiz Semercioğlu: Avşar hiçbir şey yapmadan da haber olmayı beceriyor. O fotoğrafı ne bir yorum ne de bir açıklamayla koydu. Ama bir anda 55 yaş pozu diye trend topic oldu…

40’lı yaşı mı daha güzel, 50’li mi diye tartışmalar başladı. Güzelliğiyle konuşulma takıntısı olmayan kadın mı var? Öyle olsa estetisyenlik modern dünyanın en çok kazanan mesleği olmazdı.

 

Sinan evlilik adamı değil

Amsterdam’daki nikah törenleri, ilginç sosyal medya pozları çok konuşulan Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı çiftinin evliliği dört ay sürdü. Bu boşanma haberini Konsey değerlendirdi…

Cengiz Semercioğlu: Düğünden önce Sinan Akçıl’ın bir evliliği yürütebilmesi üzerine bahis açılsa, yürütemez seçeneğine yüklü miktar basardım. Sinan’ın hayat tarzı bir evlilik adamı olacak şekilde kurulu değil. Bunu kendisine de söyledim. Önceki akşam eşiyle birlikte Cumhurbaşkanı’nın iftar davetine katıldı Sinan… Umarım yanılırım ve evliliklerini kurtarırlar…

Ömür Gedik: Burcu ve Sinan karşılıklı olarak boşanma davası dilekçelerini verdiler. Yani boşanma Sinan’ın yeni şarkısı “Goy Goy”un PR’ı için uydurduğu bir haber değil, gerçekti. Ancak Cumhurbaşkanı’nın iftarına katılmaları ve verdikleri poz bir kez daha deneyeceklerinin işareti oldu. En azından bir süre daha evli kalacaklarına kesin gözüyle bakabiliriz. Ama bu virajı da dönemezlerse bu kez bitiş kaçınılmaz olur.

Onur Baştürk: Bir evliliğin boşanmayla sonuçlanması kötü tabii.

Buna eminim onlar da üzülüyorlardır. Ama baştan beri sanki gösterişi, “Bakın biz böyleyiz”i çok ön planda tuttular. Bize yansıyan oydu.

Yeni starlar ortaya çıkacak

Bir süredir ekranlarda olmayan Engin Akyürek’in de önümüzdeki sezonda PuhuTV’de yayınlanacak bir projede yer alacağı konuşuluyor. Tüm starlar birer birer dijital platformlara göç ediyor. Bu gidişata yorumunuz nedir?

Onur Baştürk: Bu gidişat yeni, taze oyuncuların kendini göstermesi için fırsat yaratacak ve belki de kim bilir, önümüzdeki sezon yeni starlar yaratılmış olacak. Yani şimdiki starlar da dijital platformlara pek güvenmesinler. İki gün sonra pabuçları dama atılabilir.

Ömür Gedik: Oyuncular için hareket alanı genişledi aslında. Eskiden sadece TV dizileri ve sinema vardı. Şimdi ise dijital platformlardaki işler konuşuluyor. Ve çok daha fazla önemseniyor. Yakında ünlü yıldızların çoğunu bu platformlardaki dizilerde göreceğiz.

Cengiz Semercioğlu: Uzun süredir ben bu konuya dikkat çekiyorum ve büyük kanalları uyarıyorum. Bu sene tutan 1-2 dizi var sadece. Seneye onu da yapamayacaklar. Seyirci kaliteli işi ve isimleri dijitalde buluyor artık. Başta Netflix olmak üzere dijital platformlar büyük kanalların altından halıyı hızla çekiyorlar. Büyük kanallarda büyük dizi ve büyük oyuncuları son 1-2 sezon daha görürüz sonrası yok…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here